1980’lerin ortalarýndan itibaren ve özellikle 1990’larda Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarýndan birisi, hatta en önemlisi haline gelen devletin iç ve dýþ borçlarý analiz edilmeye çalýþýlmaktadýr.Kontrollü ve akýlcý bir borçlanma politikasý ülkenin kalkýnmasýna yardýmcý olabilecekken, ülkemizde kamu açýklarý ve devletin borçlanmasý kontrolden çýkmýþtýr. Bunun sonucu, özel yatýrýmlarýn daralmasý, yüksek faiz oranlarý, yüksek enflasyon, vergi sisteminin yýpranmasýna ve gelir daðýlýmýnýn bozulmasýna kadar bir dizi ciddi sorunun ortaya çýkmasýdýr.Devletin borçlanmak zorunda kalmasýnýn nedeni gelirinden fazla harcama yapmasýdýr. Faiz ödemeleri dýþýndaki kamu harcamalarýný göz önüne aldýðýmýzda, devletin diðer ülkelerle karþýlaþtýrýlýnca fazla bir harcama yaptýðýný iddia edemeyiz. Kamu harcamalarýnýn rasyonelliði ve verimliliði sorgulanabilirse de miktar olarak fazlalýðý öne sürülemez.O halde devletin borçlanmak zorunda kalmasýnýn temel nedeni kamu gelirlerinin yetersizliðidir denebilir.Devlet, topladýðý vergiden fazla harcama yaparsa, bu farký ya özel kesimden ya da diðer ülkelerden borç alarak karþýlamakta ve bu da kamu borç stokunu büyütmektedir.
Ülkemizde devlet özel sektörden yoðun biçimde borçlanmasýna raðmen, bu, kamu açýklarýnýn kapatýlmasýna yetmemekte ve cari iþlemler hesabý da sürekli açýk vermekte, buna baðlý olarak da dýþ borçlarýmýz da yükselmektedir. Öyle ki iç borç stoku neredeyse her yýl ikiye katlanmakta, dýþ borçlar da yýllýk ortalama %11 civarýnda artmaktadýr. Ne var ki iç borçlanmanýn getirdiði sorunlar, dýþ borçlanmaya göre çok daha endiþe verici görünmektedir.Özellikle iç borçlarýn faiz oranýnýn yüksekliði ve vadelerinin çok kýsa oluþu sorunlarýn ana kaynaðý görünümündedir. Bu haliyle iç borçlanmanýn sürdürülmesi imkansýz görünmektedir. Bu arada iç borçlanma gelir daðýlýmý üzerinde çok olumsuz etkiler yapmaktadýr. Bunun dýþýnda kamu borçlarýnýn olumsuz etkileri yüksek faiz oranlarý, düþük tasarruf düzeyi, düþük ekonomik büyüme, cari iþlemlerde açýk ve enflasyon þeklinde kendini göstermektedir.